6 Aralık 2016 Salı

Merkez Bankası ile Sifonu ayırt edemeyen ekonomi yorumcusu!

Piyasa analist ve ekonomi yorumcusu bolluğundan geçilmiyor. Artık herkes piyasa uzmanı. Ekonomist olma yolunda tam bir gönüllü çılgınlığı yaşanıyor ülkede. Amatörleri eleştirirken profesyonellerin de büyük bir yanılgı içinde olduklarını görüyoruz. Neredeyse yorum yapanların %90'ı ekonomiden anlamıyor. Peki siz ekonomiden anlıyor musunuz?

Acaba ben ekonomiden anlayan bir yorumcu muyum, yoksa laf ebeliği yaban çılgın bir gönüllü müyüm diye merak ediyorsanız, aşağıdaki düşünce deneyini sizler için hazırladık. Maddeleri okuyarak düşünce hatalarınızı ortadan kaldırabilir ve gerçek bir ekonomi yorumcusu olabilirsiniz.

Düşünce deneyimizi merkez bankası örneği üzerinden yapacağız. Gerçek bir ekonomi yorumcusunun düşmemesi gereken düşünce hatalarının nasıl yapıldığını merkez bankasını kullanarak açıklamaya çalışacağız.

1- Basit modelleri ne kadar anlıyoruz?
Hani Einstein diyor ya, "Her şey olabildiği kadar kolay olmalı ama basit değil" diye. İşte, ekonomi ve finansal piyasaların basitçe nasıl çalıştığını kavrayabilmemiz gerekiyor. Ama bu kavrayış olması gerekenden daha basit olmamalı. Merkez Bankasının aşağıda yer alan tanımından kolaylık ve basitlik arasındaki ince çizgiyi fark edebilmeniz gerekiyor:

"Herhangi bir güce gerek duymaksızın, likiditeyi bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan iki yönlü mekanizmaya merkez bankası diyoruz."

2- Sistemin kavramlarına ne kadar aşinayız?
Merkez bankası gibi karmaşık bir sistemin yüzeysel unsurlarına, kavramlarına ve kelime hazinesine aşina olmamız gerekir. Kavramları, unsurları ya da işleyişi biliyor olmanız konuyu bildiğiniz anlamına gelmez. Merkez bankasının kasasını, likiditeyi, işleyişi, rezerv eksikliğini bilmeniz gerekir. Aşağıdaki açıklamayı anladıysanız biliyorsunuz demektir:

"Kasasının likidite ile dolu olması durumunda kötü kokuların ortaya çıkmasına engel olur."


3- Sistemin karmaşasına ne kadar hakimiz?
Finansal piyasalar gibi karmaşık bir sistemin bütününü anlamaya yeten işaretleri bilmemiz gerekir. En azından deterministik bir sorgulayıcı bakış açısına sahip olmalıyız. Merkez bankasıyla ilgili aşağıdaki açıklamayı anlamlandırabildiyseniz bu aşamayı da geçtiniz demektir:

"Dünyayı çevreleyen havanın basıncı olduğu gibi, likidite de tıpkı bir barometre borusunda civa sütununun yükselmesi gibi yükselmeye çalışır."

4- Anlık bilgi akışını kavrayabiliyor muyuz?

Piyasalardaki anlık haber, veri ve bilgi akışının yüksek hızına yetişebiliyor olmamız gerekiyor. Ama bu paradoksal bir durumdur. Piyasa değişikliklerini yakından izlemek genellikle derin bilgi eksikliğini gizler. Tarih boyunca yatırımcılar anlık verileri doğru anlayabilselerdi balonlar ve krizlerin oluşmayacağını tüm ekonomi yorumcuları biliyordur mutlaka. Öyleyse aşağıdaki açıklamayı da anlamış olmalısınız:

"Her iki yönü açık mekanizmaların diğer ucunda da likiditeyi geri itmeye çalışan benzer bir basınç vardır."

5- Niçin değil nasıl çalıştığını biliyor muyuz?
Piyasaların sadece sınırlı bir kısmına odaklanmak zihinsel bir sürecin faydalı bir yan ürünü olabileceği gibi zararlı bir çıktısı da olabilir. Merkez bankasının niçin piyasalara müdahale ettiğini bilmek önemlidir elbette ama PPK'nın nasıl çalıştığını, repo-ters repo piyasasının nasıl işlediğini, geç reeskont penceresinin nasıl çalıştığını bilmek de önemlidir. Bunları biliyorsanız aşağıdaki ifadeyi de anlamışsınız demektir:

"Eğer işe karışan başka bir mekanizma olmasaydı likidite ne içeri ne de dışarı yönlü akmazdı. O nedenle her iki tarafın basınçları eşit olur."

6- Değişim körlüğüne sahip miyiz?
İnsanlar gerçekte nadiren fark ettikleri değişiklikleri normalde fark edeceklerini düşünürler. Bir piyasada balonların şiştiğini her ekonomi yorumcusu rahatlıkla görebildiğini sanır ama nedense hiçbir zaman göremez. Eğer değişim körlüğüne sahip bir ekonomi yorumcusu değilseniz aşağıdaki ifadeden bu düşünce deneyinde bir tuhaflık olduğunu fark etmişsiniz demektir:

"Likiditeyi pompalamaya yarayan basınç, toplamaya yarayan basınçtan her zaman daha güçlüdür."


Testimiz burada sona erdi. Eğer testi geçtiğinizi düşünüyorsanız bu altı düşünce hatasına düşmediniz ve merkez bankası ile ilgili yazdığımız ifadeleri tam olarak anlamışsınız demektir. Şimdi bu ifadeleri yeniden okuyalım:

"Herhangi bir güce gerek duymaksızın, likiditeyi bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan iki yönlü mekanizmaya merkez bankası diyoruz. Kasasının likidite ile dolu olması durumunda kötü kokuların ortaya çıkmasına engel olur. Dünyayı çevreleyen havanın basıncı olduğu gibi, likidite de tıpkı bir barometre borusunda civa sütununun yükselmesi gibi yükselmeye çalışır. Her iki yönü açık mekanizmaların diğer ucunda da likiditeyi geri itmeye çalışan benzer bir basınç vardır. Eğer işe karışan başka bir mekanizma olmasaydı likidite ne içeri ne de dışarı yönlü akmazdı. O nedenle her iki tarafın basınçları eşit olur. Likiditeyi pompalamaya yarayan basınç, toplamaya yarayan basınçtan her zaman daha güçlüdür."


Merkez bankasının çalışma prensipleri ile ilgili olarak yukarıda yer alan açıklamalarda küçük bir muziplik var aslında. Bu metin merkez bankasının nasıl çalıştığı ile ilgili bir kaynaktan alınmadı. Metinde yer alan "likidite" sözcüğünün yerine eş anlamlısı sayılabilecek "su" sözcüğünü koyarsanız metnin nereden alındığı ortaya çıkacaktır.

Eğer ekonomi yorumcularımız yukarıda yer alan altı düşünce hatasını yapmamış olsalardı, açıklamaların merkez bankası hakkında olmadığını anlayacaklardı. Likidite sözcüğü yerine su sözcüğünü koyarsanız açıklamaların ne hakkında olduğu ortaya çıkacaktır: Sifon!

(Yukarıda yer alan metin sifonun nasıl çalıştığı ile ilgili bir broşürden alınmıştır.)

Gün boyu televizyonda, gazetede, orda burda ahkam kesen ekonomi yorumcusu kardeşim; daha merkez bankası ile sifonu ayırt edemiyorsun; kalkmışsın bir de ekonomi yorumu yapıyorsun. Hastayım sana!